Biography

Son yolculuğu

Bruno Gröning 26 Ocak 1959’da Paris’te vefat eder

Bruno Gröning mit Ehefrau Josette

Teşhis: İleri aşamada mide kanseri

Bruno Gröning, 1958 sonbaharı sonunda 1955 yılının Mayıs ayında evlendiği ikinci eşi Josette ile Paris’e gider ve arkadaşları olan kanser uzmanı Dr. Pierre Grobon tarafından muayene edilir. Çekilen bir kaç tane röntgen filminin değerlendirilmesinden şu sonuç çıkar: İleri aşamada mide kanseridir. Dr. Grobon hemen kendisini ameliyata almak ister, ama Bruno Gröning bunu kabul etmez.

Almanya'ya geri döner ve birliklerin Noel kutlamalarını hazırlar. 4 Aralık günü, bütün Noel kutlamalarında dinletilecek olan bir ses kaydı yapar. Daha sonra eşiyle birlikte tekrar Paris'e geri döner. Dr. Grobon bu arada saygın kanser cerrahisi uzmanı Dr. Bellanger’i haberdar etmiştir. Onun Montmartre’a çok uzak olmayan Rue Henner’deki kliniğinde 8 Aralık’ta ameliyat gerçekleştirilir. Sonuç doktorlar için dehşet vericidir: Durum, röntgen filmlerinde görünenden çok daha kötüdür - artık ameliyat edilemez haldedir. Yara hemen tekrar kapatılır.

Şaşırtıcı derecede hızlı iyileşme

Josette Gröning bu konuda şöyle yazmıştır: „Bruno’nun dış görünüşünün vücudunun içindeki korkunç rahatsızlığını bu denli az yansıttığını, hâlâ normal nefes alıp verebildiğini, metabolizmasının son haftalarda hâlâ kusursuz çalıştığını, kan sayımının mükemel olduğunu akılları almıyordu. Bu ileri aşamada genellikle en ufak besin alımında sık sık tekrarlanan bir istifrağ etme meydana gelir ve bu ağır imtihandan geçen hasta yavaş yavaş açlıktan ölmek zorunda kalır. Bruno’da bunların hiçbiri yoktu.“

Doktorlarını şaşırtarak çok hızlı iyileşir ve Almanya’ya geri dönerek Noel Bayramı’nı geçirir. 1959 yılının Ocak ayı ortalarında yeni kurulan derneğin başkanlarıyla üç gün boyunca bir araya gelir ve eserinin nasıl yapılandırılacağını belirler. İkisi de bunun Bruno Gröning ile son toplantıları olduğunu tahmin etmemiştir.

Paris'te fırtınalı sağanak yağış eşliğinde ameliyat

21 Ocak günü tekrar Paris'e uçar. Kalın bağırsağındaki bir tıkanıklık nedeniyle ameliyat kaçınılmaz olmuştur. 22 Ocak 1959’da, öğleden önce saat 9’da - Münih’te temyiz duruşmasının başladığı aynı saatte Bruno Gröning bir kez daha ameliyat edilir. Sayısızca insanın maruz kalmasını önlediği duruma kendisi katlanmak zorunda kalır, kendi kendine yardım edemez ve yardım etmesine müsade yoktur.

O sabah anestezi altında yatarken, aniden Paris üzerinde şiddetli bir sağanak yağış başlar. Gröning’in eşi şöyle anlatır: „Aşağıda anlatacağım doğa olayı de gariptir. 22 Ocak 1959 günü, eşim hâlâ anestezi altındayken, Paris’in üzerinde ansızın patlak veren şimşekli ve gök gürültülü bir sağanak yağış günün neşeli ve aydınlık atmosferini kararttı. Hava öyle karardı ki güpegündüz ışıkları yakmak zorunda kaldık. Hemşire böyle şiddetli bir sağanak yağışa karşı şaşkınlığını dile getirdi. Ameliyatı takip eden günlerde Bruno'nun vücut ısısı, tansiyonu, nabzı gayet normaldi. Hatta iki kez ayağa kalktı ve bir koltuğa oturdu.“

„İçi tamamen yanmış“

Ayın 25’inde komaya girer ve ertesi gün, 26 Ocak 1959‘da, saat 13.46’da - doktorun ölüm belgesinde yazdığı üzere - Bruno Gröning, Henner Kliniği'nde kanserden vefat eder. Acaba gerçekten kanser miydi? Dr. Bellanger ikinci ameliyattan sonra şöyle demiştir: „Bruno'nun vücudundaki hasar korkunç, içi tamamen yanmış. Bu kadar uzun ve o korkunç acıları çekmeden nasıl yaşayabildiği benim için bir muammadır.“

Bruno Gröning yıllar önce şu sözü söylemiştir: „Eğer çalışmalarım gerçekten yasaklanırsa içten yanacağım.“

Anma yazıları

Bruno Gröning’in acı kaderine nasıl dayandığını, Dr. Grobon’un dul eşine 26 Şubat 1959’da yazdığı bir mektup açıklığa kavuşturur: „Bunlar [doktorun Bruno Gröning için harcadığı çabalar] oldukça doğaldı ve şunu söyleyebilirim ki Bruno Gröning’in cesareti, irade gücü ve önemli şahsiyeti bunlara muazzam bir destek sağlamıştı. [...]“

Dr. Bellanger, Bruno Gröning’e duyduğu hayranlığını daha 1974 yılının Aralık ayında bir mektupta dile getirir: „Bruno Gröning, kendini kabul ettiren yürekli bir adamdı ve değerli bir insandı; hastalığın ve ölümün karşısında sergilediği onur, bugün dahi hayranlık uyandırıyor.“

Naaşının yakılmasından sonra, nihai mahkeme kararı asla açıklanmadı

Bruno Gröning’in naaşı Paris'te bir krematoryumda yakılır ve küllerinin bulunduğu kap, Dillenburg Orman Mezarlığı'nda toprağa verilir.

Dava sanığın vefatı nedeniyle kapanmış ilan edilir, nihai karar asla verilmez.

Herkes kendi içinde yardım ve iyileşme deneyimleyebilir

Binlerce ve binlerce insana sağlığını getiren „Herford’un mucize doktoru“, Paris'te küçük bir sokakta yalnız ve terkedilmiş bir şekilde vefat eder. Bu neden böyle olmak zorundaydı? O, neden böyle acı çekmek zorundaydı? Neden kendi kendine yardım edemedi?

Uzun yıllar boyunca Bruno Gröning’in yardımcısı ve „Bruno Gröning – Arkadaş Çevresi“nin kurucusu olan kendisi de iyileşmiş olan Grete Häusler (1922-2007), İyileşmeyi deneyimlemek hakikattir (Das Heil erfahren, das ist Wahrheit) adlı kitabında bu konuyla ilgili şöyle yazar:: „Bruno Gröning yeryüzünde bulunduğu kısa süre içinde, çok sayıda iyiliğe sebep oldu. Yardım etme ve iyileştirme yeteneğine doğuştan sahipti. Nereye giderse gitsin, insanın akıl ve mantıkla açıklayamayacağı harikulade şeyler gerçekleşiyordu. Kamuoyunun gündemine 1949 yılında getirildi. Herford’dameydana gelen büyük iyileşmelerden ve Almanya'da ve yurt dışında herkes tarafından tanındıktan üç ay sonra kendisine iyileştirme yasağı konuldu. Takip edildi ve kovuşturuldu, hakkında büyük bir dava açıldı, cezalandırılmak ve mahkum edilmek istendi. Neden? Kime kötülük yapmıştı? Hiç kimseye, ama binlerce insana, başka hiç kimseden göremeyecekleri kadar çok iyilik yapmıştı. Onu masum olduğu halde cezalandırmak istediler! Masum olduğu halde onun Tanrı'nın yapmasını buyurduğunu yerine getirmesini engellemek istediler – yani insanlara yardımcı olmasını! Bu kötülüğün etkisini Paris’te, Rue Henner’deki kanser kliniğinde acı bir şekilde üstlenmek zorunda kaldı! İletmesine artık izin verilmeyen Heilstrom’dan dolayı şiddetli acılar çekerek içten yandı. İnsanların yapmış olduğu kanunlar onu Almanya'da yasaklamak istedi. Bütün o yalanlar ve iftiralar nedeniyle sanık iken bir suçlu gözüyle bakıldı kendisine! Hiçbir arkadaşı bunun farkında değildi, sessiz ve yalnız bir şekilde insanlığın bütün acılarını üstlendi. Ve bu bir üstlenmeydi, boşuna yapılmadı! Bu şekilde olmak zorundaydı, insanlara yardım etmenin başka bir yolu kalmamıştı artık.“

Ve İnsanlığın yaşamaya devam edebilmesi için yaşıyorum (Ich lebe, damit die Menschheit wird weiterleben können) isimli kitabında şöyle yazar: „Biz insanlar ‚kurban‘ sözünü kullanırken çok itinalı olmalıyız. Ama burada, Bruno Gröning Paris’te vefat ettiğinde, bu söz tüm ağırlığıyla hakikati oluşturmaktadır.“

Günümüzde sayısızca başarı raporları tarafından ispat edildiği üzere onun sözünün gerçekleşmesi ancak bu şekilde mümkün olmuştur: „Bu dünyada bir insan olarak artık var olmadığımda, yani bedenimi çıkardığımda insanlık, herkesin kendi içinde yardım ve iyileşme deneyimleyebilmesinin mümkün herkesin kendi içinde yardım ve iyileşme deneyimleyebilmesinin mümkün.“

Büyük mahkeme davasının devamı

Temyiz duruşması ve revizyon

Bruno Gröning und Rechtsanwalt Schwander

Gröning’in dezavantajlı başlangıç pozisyonu

Ocak 1958'deki temyiz duruşmasında temyize gidenin kendisi değil de savcılığın olması Bruno Gröning'in aleyhine işledi. Ama o dönemdeki avukatının sadece bu ihmali ona zarar vermekle kalmadı; aynı zamanda Gröning'in yeni hukuk müşavirine dava belgelerini tereddüt ederek iletmesi duruşma hazırlıklarını engelledi.

Karşı tarafın tanıklarının çok daha güvenli bir tavır sergilemesi de diğer bir dezavantaj oluşturdu. Onlar sanki „doktorun yasaklanması“ konusunda anlaşmışlardı.

Hapis ve para cezası için şartlı tahliye, „bir ayıp“ iyileşme konusu incelenmiyor

Bu sefer ceza şöyleydi: Taksirle ölüme neden olmaktan sekiz ay hapis ve Alternatif Tıp Yasası’nın ihlali nedeniyle 5000 DM para cezası. Karar askıya alındı.

Hem ilk hem de ikinci duruşmada mahkeme salonunda seyirci olarak bulunan Barones Anny Ebner von Eschenbach bu kararı „Almanya için bir ayıp“ olarak nitelendirdi.

Bruno Gröning iyilik yaptığı için cezalandırıldığını açıkladı. Tüm dava süresince, bir iyileşmenin nasıl meydana geldiği konusuyla kendi avukatları dahil hiç kimsenin ilgilenmediğinden yakındı. Eğer bu soru ele alınsaydı, çalışmalarının tıbbi tedavi yöntemleriyle hiç bir ortak yönünün bulunmadığı ortaya çıkacaktı. Davanın durdurulması gerekecekti. Ama bu konunun aydınlatılması mahkemede hiç kimseyi ilgilendirmiyordu. Gröning hakkında önyargılı görüşleri vardı ve ödün vermeye hazır değillerdi.

Ölümünden kısa bir süre önceki revizyon başvurusu

Ancak bu da davanın sonu olmadı. Bu sefer Bruno Gröning revizyon başvurusunda bulundu. Münih Yüksek Eyalet Mahkemesi'nde gerçekleşecek duruşma için 22 Ocak 1959 tarihi verildi. Fakat Bruno Gröning aynı ay içinde vefat ettiği için dava gerçekleşmeyecekti.

„Onun sözü hastalığı uzaklaştırıyor“

İyileşme yasağı ve mahkeme davalarına rağmen iyileşmeler devam ediyor

Ein Ehepaar dankt Bruno Gröning

Fiziksel iyileşme ve içsel dönüşüm

Bu tartışmalar ve mücadeleler sırasında Bruno Gröning'in çalışmaları devam etmiştir. Tıp konusunda uzmanlaşmış gazeteci Dr. Horst Mann 1957 yılında Neuen Blatt gazetesinde „Onun sözü hastalığı uzaklaştırıyor“ başlığı altında bir makale dizisinde başka şeylerin yanı sıra şunu anlatır:

„Ertesi sabah Hameln’den Deister nehri kenarında küçük bir kasaba olan Springe’ye gittim. Burada da bir Gröning Birliği kurulmuştu. Bir dizi insanın iyileşmesi başlangıç noktasını oluşturmuştu. Burada da, daha önce Schleswig-Holstein Eyaleti’nin çeşitli beldelerinde, Augsburg‘da, Hameln‘de, Viyana‘da, Plochingen‘de ve diğer şehirlerde olduğu gibi aynı deneyimleri yaşadım: İnsanlar ayağa kalktı ve bana hastalıklarından bahsettiler. Bana, kendilerini tedavi eden doktorların isimlerini verdiler. Gröning’e borçlu oldukları iyileşmelerinden bahsettiler. Ve daima ellerini kaldırıp bu ifadelerini yemin ederek pekiştirmeye hazırdılar.

50 yaşındaki Hannoverli Julie Prohnert: ‚Ben daha bebekken her iki taraftaki kalça kemiklerim yerinden çıkmıştı‘ diye anlattıı. ‚Daha sonra ancak koltuk değneği yardımıyla yürüyebiliyordum. Doktor rahatsızlığımı sadece hafifletebiliyordu. Bay Gröning tarafından yapılan bir konuşmayı dinlerken, güçlü bir reaksiyon hissettim. Tamamen kamburlaşmış olan sırtım yeniden doğruldu. Tekrar yürüyebiliyordum. O zamandan beri tekrar nüksetmedi...‘

Hamelnli Wilhelm Gabbert: ‚Eklemlerimde romatizma vardı ve sürekli pişik ve apse işkenceleri çekiyordum. Bay Gröning beni bundan kurtardı‘ diye anlattı.

Evestorflu Kurt Severit: ‚Safra kesesi sorunum artık sadece morfinle tahammül edilebilir hale getirilebiliyordu‘ diye açıkladı. ‚Beni bu illetten kurtardığı için Bruno Gröning’e teşekkür ederim.‘

Springeli Robert Thies: ‚Benim ağır şeker hastalığım vardı‘ diye belirtiyor. ‚Fakat kalp yetmezliğim daha da tehdit ediciydi. Artık her iki rahatsızlıktan iyileştim. Bruno Gröning’e bunun için teşekkür ederim.‘

Bu örneklere devam edilebilir. Her yaştan insanlar bana deneyimlerini aktardı. Erkekler, kadınlar ve çocuklar. Baş ağrısından tutun sinir iltihabı, siyatik, böbrek ve safra kesesi şikayetleri, kalp bozuklukları ve felce kadar birçok hastalık anlatıldı bana.

Ama beni derinden etkileyen başka bir şey daha oldu. Birçok kişi orada tüm dinleyicilerin önünde, Bruno Gröning sayesinde içsel bir dönüşüm deneyimlemiş olduklarını açık şekilde ifade etti. Kendilerinde, başarının peşinden koşma ve bencil bir tutum yerine içsel huzur, dinginlik ve birlik beraberlik düşüncesi oluşmuştu.“

İnsanın inancı iyileşmeyi herkes için mümkün kılmaktadır

Dr. Horst Mann şöyle devam eder: „Kendilerini Bruno Gröning tarafından iyileştirilmiş hisseden insanlarla yaptığım bütün bu görüşmeler sonucunda içimde bir soru giderek güçlendi: Başarılı bir iyileşme her insanda – hatta daha da cesurca ifade edilirse – her hastalıkta mümkün müydü? Gröning’den yayılan bu enerjinin sınırları neredeydi? Burada tehlikeler yok muydu? [...]

Son ziyaretimde ona bu soruyu sordum. ‚Ben hiç bir insanı zorlayamam ve zorlamak da istemem‘ diye cevap verdi bana. ‚Bir insan kendini kapatırsa ve düzen getirecek enerjiye kendini açmaya hazır değilse o zaman ben de müdahale edemem. O insanı sadece sağlığını engelleyen kötülüğün kilidini kırmaya çağırırım.‘

Başka bir sorum daha vardı: ‚Her hastalığın farklı bir tehlike derecesi vardır‘ dedim. ‚arsayalım ki bir kaç tane doktorun artık ümidi kesmiş olduğu ağır bir hasta, halen hastası için mücadele eden bir doktor aracılığıyla sizi çağırtıyor. Siz ona yardım edebilecek misiniz?‘

‚Evet‘, dedi Gröning. Bunu hiç tereddüt etmeden söyledi. ‚Hasta buna inanırsa ve doktor seçilen yola güvenirse başarı görünmemezlik etmez. Beraberce güvenmek hastada umulmadık güçler geliştirecektir. Hasta bir insanın çaresizlik içinde denizdeki yılana sarıldığında başarı sık sık en hızlı bir şekilde belirmiştir.‘“

Gröning Birliği’nden ayrılma

Zararın bilançosunu çıkarma zamanı

Gröning Birliği’nden ayrılma

Dar görüşlü bürokrasi, Gröning’in para cezası almasına seyirci kalıyor

Ekim 1957'de, Bruno Gröning ve Gröning Birliği yöneticileri bir anlaşmazlığa düştü. Birlik, dar görüşlü bürokrasisi nedeniyle Bruno Gröning’e çok zarar vermişti. Tartışmaya, Bruno Gröning’in kısa bir süre içinde 2000 DM tutarında bir para cezası ödemesini öngören mahkeme kararı neden olmuştu. Çalışmaları için para almadığı ve bunun sonucu olarak yeterli maddi imkanlara sahip olmadığı için, Gröning Birliği ’nin yönetim kurulu daha davanın başında, çıkacak masrafları karşılamaya karar vermişti. Para cezasının da buna dahil olup olmadığı yönetim kurulu içerisinde tartışılıyordu. Uzun bürokratik yoldan, Birliğin 2000 DM’ı ödemekle yükümlü olup olmadığını araştırmak isteniyordu. Bu gerçekleştikten sonra paralar tedarik edilecekti. Böylece paralar Bruno Gröning’e ulaşsa dahi çok geç kalınacağı belliydi. Yani Birlik, Bruno Gröning’in öngörülen cezayı ödeyememesi durumunda alternatif olarak hapse atılmasına seyirci kalacaktı. Bu durum, apaçık bir anlaşmazlığa ve nihayet ayrılma noktasına gelinmesine neden oldu.

Sahte arkadaşlar

Bruno Gröning, 62 sayfalık Birlik Faaliyetleri Hakkında Bilanço’sunda, Birliğin kendisine zarar vermiş olduğu tüm noktaları ele aldı. Özet olarak şöyle bir açıklama yaptı: „Bugün, önceki çevremi (Meckelburg, Enderlin, Schmidt ve Hülsmann adlı vurguncular) şimdiki ortamım (Birliğin yönetim kurulu üyeleri) ile karşılaştırdığımda, aynı sonuca varıyorum. Bugün olanlar, sonuç olarak o zaman olan bitenlerin aynısıdır. Bugün, benim en büyük, en yakın ve en iyi arkadaşlarım olmak isteyenlerin sayesinde o dönemde olanlardan farklı bir şey olmadı. O zamanlar kirli sanatkarlar bana ihanet etti. Bugün bu arkadaşlar, yardım alamadığım için, araba olmadan birliklerime gidemediğim için davalara, yargılanmama seyirci kalarak, basın yayının beni karalamasına karşı çıkmayarak, sadece kargaşaya yol açarak, eğitimleri ve dünya hayatındaki konumları gereği beni destekleyebilecek ve desteklemek zorunda olan insanlara ihtiyacım olduğunda bana zaman ayırmayarak başarısız oldular ve benim işte bu dünyada bulunma sebebim olanlar gerçekleşemedi.

Bu arkadaşların hiçbiri beni kurtarmak için kendi benliğini ortaya koymadı, hiç biri bana arka çıkma cesaretini göstermedi. Hiçbir şey yapılmadı. Dar görüşlü bir bürokrasi ile karar üstüne kararlar verildi. Hiç kimse beni gerçekten savunmadı, hiç kimse var gücüyle tüm o basına karşı, bir yardımcı eleman için, bozulmuş olan araba için, karalama ve iftiraya vs. vs. karşı mahkeme davalarında yaptığım mücadeleleri üstlenmedi ve bu dünyaya geliş sebebim olan işi yapabilmem için, insanlığa yaşam gücünü iletmem ve insanları inanca yöneltmem için hiç kimse arka çıkmadı.

Bunun için huzura ihtiyacım olduğunu, sürekli dünyevi dış etkenler tarafından engellenmemem gerektiğini, bana verilmiş olanı rahatsız edilmeden uygulayabilmem için gerçekten bir koruyucu duvara ihtiyacım olduğunu arkadaşlarımdan, arkadaşım olmak isteyenlerden hiç kimse dikkate almadı. Ve utanç verici olan, beni hayal kırıklığına uğratan şu:

- Vurguncular kazanç sağlamak istediler ve kötü insan oldukları anlaşıldı.
- Gröning Birliği'ndeki arkadaşlar ise fazla gayretsiz, fazla kayıtsız, fazla rahatlar, kötü niyetli sözünü kullanmak istemiyorum.

Ve sonuç aynı; ben özgür değilim. Gröning-Bundes’nin yönetim kurulunda olan birçok arkadaş sözünü tutmadı. Alınan tüm önlemlerle sadece beni zorla engellediler.“

Derneğin başarısızlığı

Weisser istifa etti ve asla dernekler kütüğüne kaydettirilemeyen Gröning Birliği kısa bir süre sonra feshedildi. Onun yerine, Ruhsal-Manevi ve Doğal Hayat Prensiplerini Geliştirme Derneği ortaya çıktı. 1958 yılında kurulan derneğin başkanları Almanya adına Erich Pelz ve Avusturya adına Alexander Loy oldu. Ama daha Bruno Gröning'in sağlığında kurulan bu son dernek de onun ümit ettiklerini yerine getiremeyecekti. Tüzüğünde adı dahi geçmiyordu.

Büyük Dava (1955-1957)

İhmal sonucu adam öldürme suçlaması ve nihai iyileştirme yasağı ile birlikte beraat

Bruno Grönings grosser Prozess4 Mart 1955’te Savcılık tekrar Bruno Gröning’e karşı dava açtı. Bir kez daha, Alternatif Tıp Yasası’nı ihlal etmekle suçlandı. İddianamede, ihmal sonucu adam öldürme vakası da bulunuyordu.

Gröning iyileşme vaat ettiği ve doktor tedavisini yasakladığı doğrultusundaki suçlamaları reddeder

Kendisine iddianame iletildikten sonra arkadaşlarına yönelik şöyle konuştu: „Sevgili arkadaşlarım! Son günlerde bütün basın ve radyo yayınları hakkımda, az veya çok taraf tutan bir tarzda, 2. Münih Savcılığı’nın taksirle ölüme neden olduğuma dair bir iddianame hazırladığını bildiren bir haber çıkarmıştır. Güya 1949 yılının sonunda on yedi yaşındaki verem hastası bir kıza iyileşeceğine dair söz vermişim ve daha sonra onun bir sanatoryuma ve doktora gitmesini engellemişim. Bu genç insanın ölümünden ben sorumluymuşum. Açık bir zihinle bu haberleri okuyan veya duyan herkes, onlarla hangi amacın güdüldüğünü anlamıştır: Arkadaşlarım arasında karışıklık yaratmak ve arayışta olan insanların bizim çabalarımızla ve benim öğrettiğim biligilerle yakından ilgilenmesini önlemek. Benim, Gröning Birliği’nin ve sizin çalışmalarınızı engellemek için her şey seferber ediliyor. Elbette olaylar, gösterildikleri şekilden daha farklı! Arkadaşlarıma bununla ilgili açıklamalar yapmak zorunda değilim, onlar benim ‚iyileşme sözü‘ vermediğimi ve asla doktor tedavisi görülmemesi yönünde tavsiyelerde bulunmadığımı biliyorlar.“

Soruşturmanın garip bir şekilde geç bir zamanlamayla yeniden açılması

Gröning, arkadaşlarına yönelik konuşmasına devam eder: „1952 yılında beraat ettim. 1949 sonu, 1950 başlarında ortaya çıkan ‚Kuhfuss Davası’nın, tüm evraklar ibraz edilmiş olduğu halde 1950-1951’deki davada ele alınmamış olması garip değil mi! Bana karşı yeniden dava açılması için incelemelerin tam da 22 Kasım 1953’te Murnau’da Gröning Birliği’nin kurulduğunun kamuoyunda duyulduğu zamana denk düşmesi dikkat çekici değil mi? Gerçek şu ki, Ocak 1954 yılından bu yana birçok yerel birlik başkanların, arkadaşların ve birliğin üyelerinin polis tarafından ifadeleri alınmıştır ve kendileri izlenmiştir.“

Savunmanın tanıkları reddedildi, savcılığın tanıkları kabul edildi

Dava hazırlıkları iki yıldan çok daha uzun bir süreyi buldu. Bruno Gröning'in savunmasına önemli ölçüde engel olundu. Onun lehine tanıklık edebilecek tanıkların neredeyse hepsi reddedildi, öte yandan savcılığın tanıkları kabul edildi. Bunların arasında, Gröning’in iki eski yardımcısı da vardı: Eugen Enderlin ve Otto Meckelburg. Özellikle Meckelburg – ki ilk davada o da onunla birlikte sanık idi – Gröning’e karşı dikkat çekici sert bir tavır sergiledi. Ona zarar vermek için elinden geleni yaptı. Taksirle ölüme sebebiyet konusunda belirleyici bir rol oynadı. Bu vaka, kendisinin Gröning'in „menajeri olarak görev yaptığı zamanda meydana gelmişti.

Manipüle edilen Ruth Kuhfuss davası

Kasım 1949 yılında, Sparkasse bankasında memur olan Emil Kuhfuss, her iki akciğerinden vereme yakalanmış on yedi yaşındaki kızı Ruth ile Gröning’in bir konuşmasına gelmişti. Gröning, kızın yardım edilebilecek noktanın ötesinde olduğunu hemen anladı ve o sırada orada olan bir doktora bunu ifade etti. Ancak Meckelburg ona şiddetli biçimde baskı yaparak vakayla ilgilenmesini istedi. Böylece konuşma bittikten sonra Bruno Gröning ile Ruth Kuhfuss kişisel olarak görüştüler. Gröning, hastaya cesur olmasını söyledi ve babasından onu dokuz gün sonra bir uzman hekim tarafından muayene ettirmesini istedi. Bunu yaparak, artık doktorlar ile görüşmek istemeyen kızın tekrar tıbbi yardım almasını sağlamak istemişti. Baba bu konuyla ilgileneceğine söz verdi.

Devam eden dönemde yazışmalar Meckelburg tarafından yürütüldü ve Bruno Gröning’e intikal etmedi. Ruth Kuhfuss’tan tekrar Mayıs 1950’de haber aldı. Bu arada baba, Gröning’e yalvaran mektuplar göndermişti ve onları ziyaret etmesini rica etmişti. Meckelburg, bu mektupları ona iletmemişti, bilakis kendi iradesiyle - Gröning'in bilgisi olmadan - Bay Kuhfuss'la bir görüşme ayarladı. Belirlenen görüşmeden kısa bir süre önce Meckelburg Gröning’e haber verdi ve kendisine eşlik etmesi için onu mecbur tuttu.

Daha sonra Meckelburg, Bruno Gröning’in kızı iyileştireceğine dair söz verdiğini iddia etti. Halbuki babaya kızını iyileştirmesi için Gröning’i ikna edeceğine dair söz veren kendisiydi. Meckelburg, Sparkasse bankasının memurunda, sömürmek istediği iyi bir gelir kaynağı gördü, ancak bunun için Gröning’e ihtiyacı vardı. Bu ziyaretten kısa bir süre sonra Gröning, Meckelburg ile yollarını ayırdı.

Gröning’e karşı yapılan ciddi bir suçlama, Ruth Kuhfuss’a bir doktor tarafından tedavi görmesini yasaklamış olması doğrultusundaydı. Ancak bunun karşısında kızı daha ilk görüşmede doktora göndermiş olduğu gerçeği duruyordu – bunu savcılığın tanıkları dahi doğrulamıştı. 1949 yılının sonbaharında bir radyo yayınında da insanlara "sonuna kadar doktor muayenelerinden geçmeleri“ için çağrıda bulunmuştu. Yardım arayanlara daima doktorlarına güvenmelerini tavsiye etmiştir.

Zaten birkaç tane canını yakan, ama başarısızlıkla sonuçlanan tedavi çeşidi geçirmiş olan Ruth Kuhfuss, başka tedaviler almayı reddetti. 30 Aralık 1950 tarihinde hastalığın etkisi sonucu vefat etti.

Tıbbi bilirkişi raporu, iyileşmeleri umutsuz olan durumu teyit ediyor

Dr. Otto Freihofer, bilirkişi olarak yaptığı bir açıklamada Ruth Kuhfuss davasını tıbbi açıdan aydınlatıyor: „Tarafsız bakıldığında, meslekten olmayanlar bile ikna olacaktır ve Säckingen’deki Sağlık Müdürlüğü tarafından da ifade edilmiştir ki doktorların bulgularına göre ‚yaşamı tehdit edici‘, veya ‚kritik‘ olan ‚çok ciddi durumun‘ insani kanaate göre iyileşmesi imkansızdı. Her dürüst, öfke ve ön yargıya sahip olmadan düşünen, kendine fazla güvenerek en yeni ilaçlara sahip olduğu düşüncesiyle doğanın güçlerine ihtiyacı olmadığına inanan doktor, Münih’ten Sayın Prof. Lydtin’in bilirkişi raporunda belirtilen ‚5 Kasım 1949 tarihinden önce iyileşme için yüksek dereceli bir olasılığın var olduğu söylenemez‘. görüşüne katılmalıdır. Benim kanaatime göre hastanın 30 Aralık 1950’ye kadar hayatta kalması bile şaşırtıcı olmaktan da ötedir, yani Gröning’in etkisi altında yaşamı belirli bir ölçüde uzatılmış olabilir. Bilirkişi olarak ifademi özetle şu şekilde sonlandırmak istiyorum: ‚iyileşme şansı vardı‘ ve ‚hasta Kuhfuss’un ömrü, Bay Gröning asla yakınına gelmeseydi daha da uzatılabilirdi‘ gibi iddialar ne kesin olarak önceden söylenebilirdi ne de haklıdır.“

Başarısız mahkeme kararı

Temmuz 1957 sonunda, Münih Eyalet Mahkemesi’nin jürili mahkeme salonunda duruşma oldu. Bruno Gröning, ihmal sonucu adam öldürme davasından beraat etti. Ancak Alternatif Tıp Yasası‘nı ihlalden 2000 DM para cezasına çarptırıldı.

Karar ilk bakışta olumlu görünse de, kendisi için kabul edilemezdi. Bu, çalışmalarının nihai olarak yasaklanması anlamına geliyordu. Kararı Gröning’den çok daha olumlu değerlendiren avukatının hatası nedeniyle kendisi değil de savcılık temyiz başvurusunda bulundu. İkinci duruşma 1958 Ocak ayı ortalarında yine Münih’te gerçekleşti.

Gröning Birliği

Dernek aracılığıyla serbestçe çalışabilme umudu

Bruno Gröning haelt eine Gemeinschaftsstunde abBruno Gröning, sağlık yasağına rağmen mümkün olduğunca çok insana ulaşabilmek için daha ellili yılların başında birlikler kurdu. Orada sadece konuşmalar yaptı ve tüm çabalarını, yardım arayanlara bilgisini aktarmaya odakladı.

Yasal koruma ve seçkin bir yönetim kurulu

22 Kasım 1953 günü Murnau / Seehausen’de çatı organizasyonu olarak Gröning Birliği nin kurulmasını sağladı. Birlik, dernekler kütüğüne kaydedilecekti ve Bruno Gröning‘e çalışmaları için yasal koruma sunacaktı. Böylece Alternatif Tıp Yasası ile bir çatışmanın tekrar ortaya çıkması kesin olarak önlenecekti.

Gröning Birliği’nin yönetim kuruluna, başka kişilerin yanı sıra Kont Zeppelin, Kont Matuschka, Anny Barones Ebner von Eschenbach, yüksek inşaat konsey üyesi yüksek mühendis Hermann Riedinger ve müdür Konstantin Weisser dahildi; başlangıçta kuruculardan biri olan Rudolf Bachmann da vardı, ancak Birlik kendisiyle çok kısa bir süre sonra yolları ayırdı. Bruno Gröning, yaşam boyu başkan oldu.

Sekreterin kâr amacını güden tutumu hastaların iyiliğinin önüne geçti

Derneğin sekreterlik görevini Heidelbergli gazeteci ve editör Egon Arthur Schmidt üstlendi. Daha Herford’dayken "mucize doktor"un yakın bir yardımcısıydı ve Bruno Gröning Arkadaşları Halkası derneğini kurmuştu. Ancak bu dernek, Bruno Gröning‘in dilediği gibi işlemedi ve kısa bir süre sonra feshedildi. Gröning, o dönemde Schmidt ile bağış paralarını zimmetine geçirdiği için yollarını ayırmıştı.

1952 yılında Schmidt tekrar Gröning’e döndü ve hatalarını kabul ettiğini açıkladı. Eserin yapılandırılmasında yardım etmesine müsaade edilmesini rica etti ve Bruno Gröning, onu tekrar yardımcı olarak kabul etti. Böylece Schmidt’e, gerçekten hastaların iyiliğini mi yoksa kendi maddi çıkarlarını mı önemsediğini ortaya koyması için tekrar bir fırsat tanındı.

1955 yılında Bruno Gröning, tutumunu değiştirmediği için kesin olarak Schmidt ile yollarını ayırdı. Yine daha önce de yaptığı gibi Gröning'in yeteneklerinden çıkar sağlamaya çalıştı. Yolunun ayrılmasından sonra Schmidt, Gröning’e karşı birkaç tane dava açtı. Gönüllü çalışması için sonradan mahkeme yoluyla para elde etmek istedi.

Kim kimin için ne amaçla burada – birlik, Gröning'in çalışmaları için mi burada yoksa Gröning’in çalışmaları birlik için mi?

Birliğin genel müdürlüğü görevini Konstantin Weisser ve Hermann Riedinger üstlendi. Bu durum bir taraftan umut vericiydi, çünkü onlar deneyimliydi ve eğitimleri Bruno Gröning’in eserine fayda sağlayabilirdi. Fakat, kendi eğitim seviyelerine uymadığı için basit bir işçinin iradesine karşı kibirlilikle hareket etmeleri tehlikesini de içeriyordu.

Zamanla olaylar gerçekten bu yönde gelişti ve iki adam için kendilerine Bruno Gröning tarafından bir şey dedirtmek giderek daha zor hale geldi. Birliğin sadece Gröning’in adını taşımakla kalmadığını, aynı zamanda onun sayesinde varolduğunu tamamen unutmuş görünüyorlardı. Onlar için, Gröning Birliği giderek kendi amaçlarına hizmet eden bir şey haline geldi. Asıl amacın sıkıntı çeken insanlara yardım etmek olduğunu tamamen unuttular. iyileşmelerin birlik sayesinde değil de Gröning sayesinde gerçekleştiğini sanki kabullenmek istemiyorlardı.

Sonuçta Gröning Birliği, gitgide olması gerekenin tersi yönünde gelişti. Adını taşıdığı adam için birlik, ona serbestlik kılacağı yerde gittikçe daha fazla kısıtlayan bir hapishane haline geldi.

İyileştirme yasağına ilişkin ilk mahkeme davası (1951- 1952)

Gröning'in çalışmaları tıbbi anlamda bir iyileştirme çalışması mıdır?

Bruno Gröning angeklagt

Yetkisiz tıbbi uygulama nedeniyle bir davanın açılması

1951-52 yılında Bruno Gröning, Münih’te izinsiz tıbbi çalışma yapmaktan ilk kez mahkeme önüne çıktı. Bavyera İçişleri Bakanlığı, onun faaliyetlerini 1949’da „gönüllü sevgi çalışması“ olarak görmüş olsa da, şimdi tıbbi anlamda sağlık uygulaması olarak değerlendiriyordu.

İddianame, o zamana kadar geçerli olan tedavi özgürlüğünün yerine geçerek tıbbın o dönemde nasyonalsosyalist doktorların ellerine teslim edilmesini öngören, 1939’da yürürlüğe giren Alternatif Tıp Yasası‘na dayanıyordu.

Alternatif Tıp Yasası‘nın ihlaline ilişkin evet ve hayır diyenler

Bruno Gröning birinci ve ikinci duruşmalarda beraat etti. Münih Eyalet Mahkemesi’nin başkanı 1952 yılının mart ayında açıklanan kararda şöyle dedi:

„Mahkeme, tek taraflı bilirkişi raporlarına dayanarak sanığı mahkum etmeyi uygun bulmamaktadır. Gröning’in faaliyetlerinin Alternatif Tıp Yasası kapsamına düşüp düşmediği konusu şüpheli olmaktan da ötedir, çünkü günümüzde çok yetersiz araştırılmış olan bir alana aittir.“

Temyiz duruşmasında beraat ettirme kararı onaylandı, ancak Gröning'in faaliyetleri Alternatif Tıp Yasası bağlamında net bir şekilde sağlık çalışması olarak tanımlandı:

„Böylece sanık, izni olmadan ve doktor olmadan, Alternatif Tıp Yasası altında tıp olarak nitelendirilen, insanlarda hastalıkların, rahatsızlıkların veya vücuttaki hasarların tesbit edilmesine, iyileşmesine veya hafifletilmesine yönelik bir çalışma yapmıştır. [...]“

Suç kabul edilmeyen yanılgı iyileştirme yasağı anlamına geliyor

Kararda şöyle devam ediliyor: „Sanığın hüküm giymesi sözkonusu değildir, çünkü kendisi tıbbi uygulama yapma durumunun objektif özellikleri açısından suç kabul edilmeyen bir yanılgı içinde bulunuyordu ve böylece kasıtlı hareket etmemiştir.“

Bruno Gröning’in içinde bulunduğu düşünülen ve suç kabul edilmeyen yanılgı, mahkeme kararıyla açığa kavuşturulduğu için, beraat etmesine rağmen bu, hakim tarafından konulmuş bir iyileşme yasağıyla eş anlama geliyordu. Bundan böyle Bruno Gröning, çalışmalarının Alternatif Tıp Yasası bağlamında tıbbi bir uygulama olarak görüldüğünü ve böylece yasak olduğunu bilmek durumundaydı. Hareket tarzının tıbbi anlamda her hangi bir sağlık uygulaması ile ilgili olmadığını gösteren çalışmalarının gerçek mahiyeti anlaşılmamıştır.

Dolandırıcılar tolere edildi

Bruno Gröning herkese değişme şansı tanıyor

Bruno Gröning inmitten von Menschen

Zorla talep edilen ödemeler – yardımcılar gerçek yüzlerini gösteriyor

Kendisini destekleyeceklerini bahane ederek sürekli Bruno Gröning’e yaklaşan insanlar oldu. Ancak birçoğu, onun yetenekleriyle sadece ticaret yapmak istiyordu. O, adeta bu tür insanları kendine çekiyordu. Hedeflerine ulaşamadıklarında veya Gröning onlardan ayrıldığında, uzun süren davalar yoluyla kendisinden zorla para koparmaya çalışıyorlardı.

Örneğin, eşiyle birlikte 1949 yılının mart ayında, oğullarının iyileşmesinden dolayı duyduğu minnettarlık nedeniyle Bruno Gröning’i, Herford’daki evlerinde misafir eden Bayan Hülsmann. Bruno Gröning’den bir şey kazanamayacağı belli olunca, ona karşı çalışma mahkemesinde dava açtı. Bir zamanlar kendisine gönüllü olarak verdiği zamanı çalışma saati olarak hesaplattı ve sonradan maaş talep etti. Bruno Gröning, kendisine ömrünün sonuna kadar aylık bir ücret ödemek zorunda kaldı. Bu, tek örnek değildi. Eski yardımcılarının birçoğu bu veya benzeri şekilde gerçek yüzlerini gösterdi.

„İnsanoğlunun kim olduğunu göstermek için bu insanların da olması gerekiyordu“

Ama Bruno Gröning, bu sözde yardımcıların kendisine niçin bu kadar yaklaşmalarına müsaade etti? Neden bu tür „vurguncuları“ kendinden uzak tutmadı? 31 Ağustos 1950 tarihinde yaptığı bir konuşmada bu soruyla ilgili şunları söyledi: „İnsanların şimdiye dek denemekten hiç vazgeçmedikleri şey, bu ufacık adam ve onun bilgisi ve yeteneği sayesinde para kazanmak olmuştur. Onlar, bir altın madeni bulduklarına inandılar. Para kazanmak için kısmen fırsatları oldu, fakat Tanrı‘ya şükürler olsun bundan bir fayda göremediler. İnsanoğlunun gerçekten kim olduğunu, hiç bir şeyden çekinmediğini ve hasta birine yardım edilip edilmediğini hiç sormadığını dahi ortaya çıkarmak için bu tür insanların da olması gerekiyordu. Öyle insanlar vardır ki hiç bir şeyden çekinmezler, orada bir hastanın yattığına hiç aldırış etmezler. Bu insanlar bunları hiç sormadılar, benim yakınımda olmak için denemedikleri hiç bir şey bırakmadılar. Biliyorum, orada burada şu soru gündeme getiriliyor: ‚Eh, bu adam bu kadar şeyi biliyorsa bunları neden bilemedi, belki de hiç bir şey bilmiyordur.‘ Benim bir şey bilip bilmediğimi ve bir şeyleri ne denli bildiğimi sırası geldikçe öğreneceksiniz. Ancak bunların olması gerekiyordu. Bu yapılandırma için, yolu hepinize açmak için bu malzeme eksik kalmıştı.“

„... o zaman herkes onların kim olduklarını bilir“

Grete Häusler (1922-2007), sağlığına kavuşmuştu, Bruno Gröning'in uzun yıllar boyunca yardımcısıydı ve „Bruno Gröning Arkadaş Çevresi“’nin kurucusudur. Hier ist die Wahrheit an und um Bruno Gröning (İşte Bruno Gröning Hakkındaki Gerçek) adlı kitabında şu olayı anlatır: „Bir keresinde yanından ayrılırken Bay Gröning’e esenlikler dilerken ‚Bay Gröning, size çalışmalarınız için huzur dilerim ve artık sahte yardımcılardan rahatsız edilmemenizi temenni ederim‘ dediğimde benim hayretler içinde kalmama neden olacak şu cevabı verdi: ‚Tamamen yanlış, bunun böyle olması gerekiyor!‘ O anda dediğini anlamadım, ama o bana, neden bütün bunları yapmak ve katlanmak zorunda olduğunu anlattı. Böylece, bana büyük bir sırrı da açıklamış oldu: ‚Bir insanın içinde ne taşıdığını biliyorum. Ancak insanlara ‚O bir yalancıdır, o bir dolandırıcıdır, bir hırsızdır‘ desem, kimse bana inanmaz. Ne yapmam gerekir? O insanları yanıma çekmem, onlara iyiyi öğretmem, o yoldan dönmeleri için harekete geçirmem ve ondan sonra onlara yalan söylemek, dolandırıcılık ve hırsızlık yapmak için bir fırsat tanımam gerekir. O an yine de aynı şeyleri yaparlarsa o zaman herkes ne olduklarını bilir. O zaman onların bana iyice yaklaşmalarına müsaade ederim ve korkmam, o zaman mücadele ederim.‘“

Yeni yollar ve çıkmaz sokaklar

Gröning’in çevresindeki vurguncular

Bruno Gröning und Otto Meckelburg

Ayrıcalıklı hak talepleri olan, kendi kendini tayin etmiş bir Gröning menejeri

Eşinin iyileşmesinden dolayı duyduğu minnetle Wangeroogeli iş adamı Otto Meckelburg, Bruno Gröning’i desteklemek istiyordu ve kendisine sağlık merkezlerinin kurulması için somut planlar sundu. Bruno Gröning kabul etti ve Meckelburg onun „menajeri" oldu.

Aralığın sonunda ikisi de Wangerooge’ye gitti. Burada Gröning, Meckelburg tarafından düzenlenen etkinliklerde konuştu ve sayısız iyileşmelere yol açtı. Bu adama tamamen güvendi. 8 Ocak 1950’de Wangerooge’de yapılan belgelenmiş bir açıklamada çalışmalarının geleceğini tamamiyle Meckelburg’un ellerine teslim etti:

Bay Gröning, Bay Meckelburg‘un bu planını onayladığını beyan eder ve bu hedefe ulaşılması için kendisini tamamen adayacağını kabul eder, Bay Meckelburg’a planlanan dernek kuruluşunda ve daha sonraki çalışmalarında derneğe her türlü gerekli desteği sağlayacağını ve yukarıda belirtilen hedeflere yararlı olacak her konuda var gücüyle çalışacağını kabul eder. Bay Gröning, bu yükümlülüğü hem Bay Meckelburg’un şahsına karşı hem de yukarıdaki hedeflere sahip olan ve kurulma aşamasında bulunan derneğe karşı kabul eder. Ayrıca Bay Gröning, bu desteği başka bir kişiye veya başka kişilere sağlamama yükümlülüğünü de kabul eder. Çalışmalarını sadece bu derneğin çerçevesinde ve sadece Bay Meckelburg’un onayıyla yürütecektir.

Bay Gröning, Bay Meckelburg‘un bu planını onayladığını beyan eder ve bu hedefe ulaşılması için kendisini tamamen adayacağını kabul eder, Bay Meckelburg’a planlanan dernek kuruluşunda ve daha sonraki çalışmalarında derneğe her türlü gerekli desteği sağlayacağını ve yukarıda belirtilen hedeflere yararlı olacak her konuda var gücüyle çalışacağını kabul eder. Bay Gröning, bu yükümlülüğü hem Bay Meckelburg’un şahsına karşı hem de yukarıdaki hedeflere sahip olan ve kurulma aşamasında bulunan derneğe karşı kabul eder. Ayrıca Bay Gröning, bu desteği başka bir kişiye veya başka kişilere sağlamama yükümlülüğünü de kabul eder. Çalışmalarını sadece bu derneğin çerçevesinde ve sadece Bay Meckelburg’un onayıyla yürütecektir. Gröning'in İyileştirme Yöntemlerini Araştırma Derneği'ni kurdu. Kendisi genelmüdür oldu ve 1000,- DM miktarında bir maaş aldı. Bruno Gröning’e para verilmedi. Meckelburg’un, sözlerini yerine getirmediği ortaya çıktı. O, Gröning’i sadece bir para kaynağı olarak gördü ve onu alaycı bir şekilde „ahırdaki en iyi atı“ olarak adlandırdı. Hastalar, umrunda bile değildi. Gröning’i kontratla kendine bağlamıştı ve „mucize iyileştirici“ Meckelburg’un taleplerini yerine getirmek zorundaydı.

Gröning, 1950 yılının Haziran ayında Meckelburg’dan ayrılmayı başardı, bunun üzerine o, kendisinden intikam alacağına şu sözlerle yemin etti: „Gröning’i ezmesini bilirim ben, onun tüm kemiklerini kırarım.“

Konuşma yapmasını teklif eden bir doğal sağlık danışmanı

Akabinde Gröning, birkaç ay Münih’te doğal sağlık danışmanı olan Eugen Enderlin ile birlikte çalıştı. Kendisi Traberhof’ta bir sağlığına kavuşmuştu ve Gröning’e, muayenehanesinde konuşma yapmasını teklif etti. Ancak Enderlin’in de vurguncu olduğu ortaya çıktı. Amacı yardım etmek değildi, bilakis "Gröning Fenomeni"’nden maddi çıkar sağlamak istiyordu. Yıl sonuna doğru Gröning, ondan ayrıldı ve 1952/53 yılında tekrar gerçekleşen bir işbirliği de aynı sebeplerden dolayı başarısız oldu.

Sağlık kariyerini ön planda tutan bir insan

Bunu takip eden dönemde Gröning, Gräfelfing’deki Weikersheim yabancılar yurdunda konuşmalar yaptı. Gazeteci Kurt Trampler, onu yanına aldı ve toplantılar düzenledi. Gröning’i 1949 yılının sonbaharından beri tanıyordu. Traberhof’a, Münih’te bulunan bir gazetenin muhabiri olarak gelmişti ve beklenmedik bir şekilde bacağındaki rahatsızlığından iyileşmişti. Müteşekkirliğinden dolayı Die große Umkehr (Büyük Dönüşüm) başlıklı kitabı yazdı ve resmi makamlarda Gröning için uğraştı. Enderlin’de olduğu gibi Gräfelfing’deki toplantılar da rağbet görüyordu. İnanılmaz iyileşmeler gerçekleşti. Ancak Trampler ile olan bağlantı da koptu. Bir gün, Gröning’den yeterince şey öğrendiği kanısına vardı, kendisinden ayrıldı ve iyileştirici olarak kendi işyerini kurdu.

Traberhof - Rosenheim’da izdiham

Eylül 1949’da her gün 30.000 kadar yardım arayan insan Gröning’in önünde toplanıyor

Bruno Gröning am TraberhofHeidelberg Araştırmaları sonuçlandıktan sonra Bruno Gröning, Ağustos 1949’da Güney Almanya'ya gitti. Etrafını saran kargaşadan uzaklaşmak istedi ve Münih’e yakın Rosenheim civarında özel bir malikaneye çekildi. Başta, bulunduğu yeri gizleme çabası başarılı oldu. Ancak gazeteler onun Bavyera’ya gelişiyle ilgili haberler çıkarmaya başlayınca, gerçek bir izdiham yaşandı.

Günde 30.000 kadar kişi Rosenheim‘daki Traberhof‘a akın ediyordu. Basın, radyo ve haftaya bakış filmlerinde haberler çıkmaya başladı. „Gröning” başlığı altında, etrafında gerçekleşen olayları belgeleyen bir sinema filmi dahi çevrildi.

İncil’de anlatılanlara benzeyen sahneler

Eylül ayının ikinci haftasında, Zeitungsblitz gazetesi özel bir sayıda şu haberi yayınladı: „Bu arada, saatlerdir kavurucu sıcakta Gröning’in balkona çıkıp kalabalığa sesleneceği ve iyileştirme gücünü yayacağı o büyük anı bekleyen 10.000’den fazla insan toplanmıştı. İnsanlar, onun ‘iyileştirme ışınları’ndan tam anlamıyla yararlanabilmek için yanyana sıkışmış bir şekilde duruyordu. Fazla zaman geçmeden tekerlekli iskemlelerinde ve sandalyelerinde oturan en ağır hastalarda veya kenarda tek başlarına ayakta duranlarda etkiler görünmeye başlamıştı. Yarıyarıya kör olan insanlar yeniden görmeye başladı, yürüyemeyen insanlar yeniden ayağa kalktı, felçli insanlar felçli uzuvlarını yine hareket ettirmeye başladı. Yüzlerce kişi, vücutlarının hastalıktan etkilenen bölgelerinde ağrıların arttığını, çekilme hissi, iğnelenme ve karıncalanma olduğunu, tarif edilemeyen bir ‚hafiflik‘ duygusu hissettiklerini veya baş ağrılarının aniden kaybolduğunu anlattı.”

İncil’de anlatılanlara benzeyen sahneler sadece "Traberhof"’ta yaşanmadı. Gröning nerede görünürse görünsün, sayısızca hasta insan derhal etrafını sarıyordu. Anita Höhne, Günümüzde Ruhsal İyileştiriciler adlı kitabında Gröning’in çevresinde olan bitenleri şöyle anlattı:: „Gröning, geleceğini ilan eder etmez, hac yolculukları başlardı. Gazeteci Rudolf Spitz’in, Eylül 1949’da Gröning’in Münih’i ziyaret ettiği sırada gözlemlediği sahneler tipikti:

‚Saat 19.00’da binlerce insan Sonnenstraße’de ayakta bekliyordu. Saat 22.30’da hâlâ oradalardı. Beş yıllık savaş boyunca bir hayli şey yaşamıştım, fakat Bruno Gröning’in karşısına oturup sefaletin ve acıların dehşetli geçidini yaşadığım o dört saat boyunca sarsıldığım kadar asla sarsılmamıştım. Sara hastaları, körler, koltuk değnekleriyle felçliler aceleyle ona doğru akın ediyordu. Anneler sakat çocuklarını ona doğru tutuyordu. Bayılanlar oluyordu, çığlık sesleri, yalvarırcasına imdat çağrıları, ricalar, dilekler ve iç geçirmeler yükseliyordu.'“

Hükümet yetkilileri iyi niyet beyan ediyor

Anita Höhne, gazeteci Rudolf Spitz’den alıntılamaya devam ediyor: „Yine Bruno Gröning’in o dönemde yaşadığı Rosenheim yakınlarındaki Traberhof’ta başka bir Münihli gazeteci olan Dr. Kurt Trampler de sedyeler üzerinde hastaları, felçlileri, büyük bir insan kitlesini gözlemlemiştir. Trampler oraya Münchner Allgemeine adındaki haftalık gazetesinin muhabiri olarak gelmişti - sadece kendi gördüğünü ve duyduğunu kaydeden serinkanlı bir gazeteciydi: ‚Şimdi balkondan Gröning’e ait olmayan bir ses duyuyoruz ve aceleyle pencereye gidiyoruz. Münih Emniyet Müdürü Pitzer, kalabalığa sesleniyor. Kendisine yıllardır eziyet veren siyatik rahatsızlığının Gröning’in huzurunda hafiflediğini anlatıyor. Pitzer kesinlikle aşırı duyarlı, hayalperest bir adam değildir, ancak kendinde gözlemlediği şeylere tanıklık edebiliyor. Şimdi kamuoyu önünde Gröning’e inandığını itiraf ediyor ve peşinden Hıristiyan Sosyal Birlik partisi milletvekili Hagen de aynı açıklamayı yapıyor.'“

Bavyera’nın resmi makamları da Bruno Gröning’e iyi niyetle yaklaşıyordu. Münchner Merkur adlı günlük gazete, 7 Eylül 1949 tarihinde „Gröning’e karşı İyi Niyet“ başlığıyla şu haberi yayınlıyor: „Başbakan Dr. Ehard pazartesi günü bir basın toplantısında, Bruno Gröning gibi ‚olağanüstü bir olgu’nun bazı yasal düzenlemeler nedeniyle engellenmemesi gerektiğini açıkladı. Kendi görüşüne göre Gröning’e Bavyera’da çalışma izni verilmesinin önünde ciddi engeller bulunmamaktadır.

Bavyera‘nın İçişlerinden Sorumlu Devlet Bakanlığı, redaksiyonun yeni haber bültenin yayınlanmasından önceki son toplantısı sırasında şu açıklamayı yapıyor: Gröning’in şifa çalışmaların ilk incelenmesi sonucunda, onların gönüllü bir sevgi çalışması olarak görülebileceği ve bu çerçevede Alternatif Tıp Yasası’na göre bir iznin gerekli olmadığı tespit edilmiştir.“

İtibarına zarar verilmesinden sonra şifaların tıbbi açıdan belgelenmesi

Traberhof’ta Gröning’in etrafı ana baba günüydü. Yeteneklerinden maddi çıkar sağlamak isteyen çok sayıda vurguncu da biraraya gelmişti. Onun itibarına ve saygınlığına zarar verdiler ve resmi makamların araya mesafe koymasına yolaçtılar. Koşullar dayanılmaz olunca Gröning, Bavyera’nın dağlarına çekildi. Sağlık merkezleri kurmaya yönelik bazı teklefileri incelemek istiyordu. Amacı, yardım arayanların bir düzen içinde sağlıklarına kavuşabileceği tesisler kurmaktı. Doktorlar, Heidelberg örneğinde olduğu gibi öncesinde ve sonrasında muayeneler yapacaktı ve gerçekleşen şifaları belgeleyeceklerdi.

„Gröning Fenomeni“ ve Bilim

Heidelberg’de yapılan tıbbi araştırma kapsamında yazılı uzman raporu sözü verilir

BrunoHerford’daki dönemde, Revue dergisinin çalışanlarından tıp uzmanı olanlar, Gröning’in iyileştirme başarılarını araştırmaya başladılar. Marburglu bir psikolog ve tıp doktoru olan Prof. Dr. H. G. Fischer, özel muhabir kadrosuyla Herford’a gitti. Orada şifalanmış kişilerle görüşmeler yaptı ve şaşkınlık içinde Gröning‘in „yöntemi“nin gerçekten başarılı olduğunu tespit etmek durumunda kaldı. Bunun üzerine Revue, „Gröning Fenomeni“ nin bilimsel olarak açıklanmasına katkıda bulunma kararı aldı. „Mucize Doktor“ un „şifalandırma yöntemi“ Heidelberg Üniversitesi Hastanesi‘nde araştırılacaktı.

Bruno Gröning, uygun bir gelişme neticesinde kendisine olumlu bir uzman raporu sözü verdiği için Fischer’in önerilerini kabul etti. Gröning, özgürce çalışma yapabilmek için bir yol bulmuş olduğunu ümit ediyordu.

Doktorların gözleri önünde şifalar – „Bruno Gröning şarlatan değildir“

Araştırmalar 27 Haziran’da başladı. Yeteneklerini ispatlayacağı kişiler, kendisine 80 000’den fazla rica mektupları yoluyla müracaat etmiş hastaların arasından seçildi. Ayrıca, Heidelberg‘deki Ludolf-Krehl-Kliniği’nden de birkaç hasta vardı. Hepsi itinalı bir şekilde bir ön muayeneden geçirildi ve kesin teşhisler konuldu. Akabinde „kendi yöntemini“ uygulaması için Gröning’e geldiler. O esnada daima doktorlar yanlarında bulunuyordu. Hastalıkların kısmen beklenmedik bir şekilde kaybolmasına şahit oldular. Hastanede daha sonra gerçekleştirilen muayeneler, şifalanmaları doğruladı. Bechterew Hastalığı gibi tedavisi olmayan hastalıklar bile iyileşti.

Revue dergisinde basılan bir ön raporda Prof. Dr. Fischer, altını çizerek Bruno Gröning’in şarlatan olmadığını, bilakis doğal yetenekli bir psikiyatrist olduğunu açıklar. Bu yolla, „Gröning Fenomeni“ ni kendi bakış açısından açıklamaya çalıştı, ancak hakkını veremedi.

Gröning vurgunculuğu reddeder

Nihai uzman raporunun düzenlenmesi, tüm sonuçların değerlendirilmesinden sonra öngörülmüştü. Bruno Gröning’e, gelecekteki çalışmaları için yolun kesin olarak açılacağı güvencesi verilmişti. Bu arada Prof. Dr. Fischer ve (tüm girişimi kendi himayesinde gerçekleştiren) Prof. Dr. von Weizäcker, Bruno Gröning’e şu teklifi götürdüler: Doktorlarla yan yana çalışması öngörülen sağlık merkezleri açmak istiyorlardı. Ancak yönetim ve hastaları seçme hakkı kendilerine mahsus kalacaktı.

Bruno Gröning konuya ilişkin şunu demiştir: „Bu bağlamda Sayın Profesör F. tarafından bana koşulan maddi şartlar vs. benim kabul etmemi imkansız kılan bir şekildeydi. Tabi ki bu konuda çok sayıda görüşmeler yapıldı, bu eseri finanse etmek isteyen beyefendilerle de görüşüldü. Sayın Profesör F.‘nin önerilerini kabul edemedim ve onları reddettim, çünkü 1. benim bir kuruş param yoktu, böylece ona karşı altından kalkamayacağım maddi bir yükümlülük altına girmem imkansızdı; 2. ben bu girişimi ticarete dönüştürmeyi asla düşünmemiştim. O nedenle bütün bunlar imkansız bir talep oluşturuyordu. Ayrıca, ben sadece görevimin öngördüklerini yapmak istemiştim: Yardım arayanlara yardım etmek ve bu nedenle kendimi doktorların ve psikoterapistlerin faydasına sunmak istiyordum, ama bütün bu konuyu ticarete dökmek asla niyetim değildi.“

Uzman raporunun düzenlenmemesi ve kanunla olası bir çatışma

Bruno Gröning’in olumsuz tutumu profesörlerin ona olan ilgilerini kaybetmelerine yol açtı. Söz verilen uzman raporu asla düzenlenmedi. Özgürce çalışabilmesine imkan tanımak yerine yoluna yeni engeller konuldu. Yapılan araştırmaların kapsamında onun „şifa yöntemi“ ne bağlı olarak „tedavi“, „hasta“ vs. gibi kelimeler kullanıldı ve tıbbi bir çalışma olarak değerlendirildi. Dolayısıyla Alternatif Tıp Yasası ile ilgili çatışma kaçınılmaz oldu.

1949 – Kamuoyunun Gündeminde

Bruno Gröning’in Herfold’daki çalışmaları

Binlerce

Binlerce hasta ve yardım arayan, Gröning’i kuşattı

Dokuz yaşındaki Dieter Hülsmann uzun zamandır yatalak olmuştu. İlerleyen adele erimesinden rahatsızdı ve başvurulan hiç bir doktor ve profesör kendisine yardımcı olamamıştı. Bruno Gröning çocukla ilgilendikten sonra çocuk tekrar yürümeye başladı. Mühendis olan Bay Hülsmann, oğlunun ani iyileşmesi karşısında hayretler içinde kalarak misafirin biraz daha kalmasını rica etti. Hülsmann’ın deyimiyle „mucize adamın“ yardım etmesini istediği başka hastaları davet etmek istiyordu.

Bruno Gröning teklifi kabul etti ve günden güne daha fazla yardım arayan kişi geldi. Giderek daha fazla insan, Gröning’in çevresinde cereyan eden mucizevi olaylardan haberdar oluyordu. Fazla uzun zaman geçmeden ismi herkesin dilindeydi. Gazeteler "Mucize Doktor" hakkında haberler yayınladı ve İngiliz’lerin askeri bölgesinde günlük konuşmaların konusu oldu. Binlerce insan Wilhelmsplatz’a akın etti ve kalabalıklar evi kuşattı.

Münchner Merkur adlı günlük gazeteden Manfred Lütgenhorst, 24 Haziran 1949 günü başka şeylerin yanısıra şunu yazdı: „Öğleden önce saat 10.30‘da Herford’a geldiğimde, Wilhelmsplatz’daki iki katlı küçük evin önünde yaklaşık bin kişi vardı. Bu, sefaletin tarif edilemez bir tablosuydu. Tekerlekli sandalyede sayısızca felçliler, yakınları tarafından taşınan başka insanlar, körler, sağır ve dilsizler, zihinsel engelli ve felçli çocuklarıyla gelmiş olan anneler, yaşlı kadınlar ve genç erkekler ardı ardına geliyorlar ve inliyorlardı. Tamamı uzaklardan gelen neredeyse yüz otomobil, kamyon ve otobüs meydana park etmişti.“

Felç, ülser, körlük: „Bay Gröning bana baktı ve şimdi tamamen sağlıklıyım.“

Manfred Lütgenhorst şöyle devam ediyor: "'İyileşeceğinize inanıyor musunuz?‘ diye sordum hastalara. Başlarını salladılar. Birisi bana, ‚Dün burada olmalıydınız‘ dedi. ‚Bruno Gröning, Renanya’da, Viersen’deydi ve burada, meydanda, beş tane felçli ayağa kalktı ve sağlıklı olarak evine gitti. Uzaktan iyileştirme – meydan onları iyileştirdi‘ dedi. Diğer hastalar bunu doğruladı.

Ben kalabalık arasında ilerledim ve mucizevi hikayeleri stenografiyle kaydettim. Sadece bunlar bile bir kitabı doldurmaya yeterli olurdu. Bir sigara yaktığımda yanımdaki genç adam, ‚Bana bir tane satın, lütfen!‘ dedi. Üniforma giymişti ve Rusya’dan dönenlere benziyordu. Ona sigarayı verdim. Yaktı ve neşeli bir şekilde, ‚Bakın, artık yine her şeyi kendim yapabiliyorum‘ dedi. Aynı zamanda parmaklarıyla birlikte sağ kolunu ve sağ bacağını hareket ettiriyordu.Ona, ‘Siz de mi Bruno Gröning tarafından iyileştirildiniz?‘ diye sordum. ‚Evet, Rusya’da sağ tarafım felç olmuştu. Bay Gröning bana bir baktı ve şimdi yine tamamen sağlıklıyım, buna hâlâ inanamıyorum‘ dedi. Uzuvlarını neşeyle sallıyordu.

Beyaz saçlı, yaklaşık 40 yaşlarında bir kadının etrafını sarmış bir gruba doğru yol aldım. ‚Tabii ki‘, dediğini duydum kadının, ‚ben de Bay Gröning tarafından iyileştirildim. Dev mide ülserlerim vardı, gittikçe kilo kaybediyordum ve artık ağrıdan uyuyamıyordum. On iki kişilik bir grup olarak Gröning’e gittik. [...] Bana baktı ve ülserlerin adeta bir taş gibi yere düştüğünü hissettim. O zamandan beri herhangi bir ağrım yok, gitgide kilo alıyorum ve çektirdiğim rontgen filmi, ülserlerin kaybolduğunu kusursuz bir şekilde gösterdi. Tıbbi İnceleme Komisyonu’nun önüne çıktım. Çok şaşırdıklarını size söyleyebilirim!’

Kadın şöyle devam etti: ‚Ama bu daha hiç bir şey değil. Geçen hafta burada, meydanda, kör bir adam vardı. Ara vermeden bir kaç gün ve gece bekledi. Sık sık buraya geldiğim için dikkatimi çekti. Haline üzüldüm ve onu yemeğe davet ettim. ‚Hayır‘ diyerek reddetti. ‚Bay Gröning’in dışarıya çıktığı anı kaçırmamalıyım.‘ O zaman ona küçük ekmekler getirdim ve birisinin onu tren istasyonuna götürmesini sağlayacağımı söyledim. ‚Kimseye ihtiyacım yok, çünkü istasyona tek başıma yürüyebileceğim‘ dedi. Ve sonra kendi gözlerimle gördüm. Bay Gröning geldi ve genç adam, ‚Tekrar görebiliyorum!‘ diye haykırdı. Gerçekten de gözlerindeki perde kaybolmuştu. Bana elimde nasıl bir çanta taşıdığımı tarif etti. ‚Oradan bir araba gidiyor, plakası da şurada‘ dedi, ve istasyonun yolunu tek başına buldu. Etraftaki herkes sevinçten ağladı.“

Resmi Makamlar ve Tabipler Birliği tarafından konulan iyileştirme Yasağı

Uzun zaman geçmeden resmî makamlar – hepsinden önce de sağlık dairesi – konuyu incelediler. Bir soruşturma kurulu oluşturuldu ve Bruno Gröning’e iyileştirme yasağı konuldu. Birkaç tane nüfuzlu hekim kendilerini onun düşmanı ilan etmişlerdi. Çalışmalarını önlemek için ellerinden geleni yaptılar ve iyileştirme yeteneğinin bilimsel olarak denetlenmesini talep ettiler. Yasağın ardında yatan zihniyet ise olaya etkin bir şekilde dahil olan hekimlerin şu beyanlarından anlaşılıyor: "Gröning istediğini kanıtlasın, ona yine de iyileştirme müsaadesi verilmeyecektir." „Gröning ile işbirliği yapmak, doktorların mesleki onuruna aykırıdır." Haziran ayı sonunda Herford’u kesin olarak terk etmek zorunda kaldı. İyileştirme izni almak için harcanan tüm çabalar başarısız olmuştu.

Kariyeri ve hayatındaki önemli aşamalar

Sonraki çalışmaları için hazırlık

Bruno

Kendisine zorla yaptırılan ve yarıda bırakılan çıraklık yılları

Beşinci sınıfa kadar ilkokula gittikten sonra, Bruno Gröning ticaret alanında bir çıraklık eğitimine başladı. Ancak bu eğitimi, babasının ısrar etmesi nedeniyle iki buçuk yıldan sonra yarıda bırakmak zorunda kaldı. Duvarcı ustası olan babası, oğlunun da inşaat alanında bir zanaat öğrenmesini istiyordu. Kendisine marangoz eğitimi aldırdı, ama bu alanda da diplomasını almadı. Savaş sonrasındaki ekonomik kriz buna imkan vermedi. Çıraklığının bitimine üç ay kala, çıraklık yaptığı firma sipariş alamadığı için kapatmak zorunda kaldı. Takip eden dönemde çeşitli işler yaparak hayatını devam ettirdi. Egon Arthur Schmidt, bu dönemle ilgili şunları yazar:

„Elini attığı her işte başarılı oldu“

„Birlikte çalıştığı muhtelif iş arkadaşlarının bana söylediği en dikkat çekici özelliği, saat ve radyoları tamir etmekten çilingirliğe kadar elini aldığı her işi başardığı oldu. Özellikle teknik işlere yatkındı. En zor ve fiziksel olarak en ağır işleri yapmaktan da asla çekinmedi. Liman işçisi olarak çalışırken diğer iş arkadaşlarının her biri gibi o da iple yük çekerdi. Bunu hiç saklamadı, çünkü bu da onu zirvelere ulaştırmak için derinlerden götüren o yola aitti. Eski bir Çin atasözünün dediği gibi: ‘Asla bir bataklıktan geçmemiş olan, bir aziz olamaz.’ Eski arkadaşlarından, bir tanesi yakın zamanda elime ulaşmış olan yeteri kadar rapor mevcuttur ve bu raporda hiç bir çekince olmadan, gayet sade ve öz bir şekilde yazarının bir yıl kadar Bruno Gröning ile çalıştığı ve kendisinin hayatta birlikte çalıştığı en iyi, en dürüst çalışma arkadaşı olduğu belirtilmiştir.“

Evliliği ve Aile Hayatındaki Talihsizlikleri

21 yaşında evlendi. Fakat karısı ona karşı anlayışlı değildi. Onu burjuva bir aile hayatının dar çerçevesine sıkıştırmak istedi ve iyileşmeleri „kaçıklık“ olarak görüp küçümsedi. 1931 ve 1939’da doğan iki oğlu Harald ve Günter, dokuz yaşlarındayken vefat ettiler. Birçok insanın Bruno Gröning aracılığıyla iyileşmesine rağmen, Gertrud Gröning eşinin iyileştirme gücüne inanmıyordu. Çocukları ona değil, doktorlara emanet etti. Fakat klasik tıp yardım edemedi. Her iki çocuk, hastanede vefat etti, Harald 1939’da Danzig‘de, Günter 1949’da Dillenburg’da. Bruno Gröning için bunlar kaderin ağır darbeleriydi. Yıllar sonra bile oğulları hakkında konuşurken gözlerinden yaşlar süzülürdü.

Böylece iki dünya savaşı arasındaki zaman, sonraki çalışmaları için bir hazırlık zamanıydı. Hayatın tüm durumlarındaki insanları anlayabilmesi ve onlara çektikleri sıkıntılardan dolayı şefkat duyabilmesi için bazı acı deneyimler yaşamak zorundaydı.

Ateş etmek yerine yardım etmek - cephede ve savaşta esir düştüğünde

İkinci Dünya Savaşı‘nda Bruno Gröning, 1943 yılında silahlı kuvvetlere çağrıldı. Burada askeri üstleri ile sürtüşmeler oldu. İnsanlara ateş etmeyi reddetmesi üzerine askeri mahkemede yargılanmakla tehdit edildi. Sonunda cepheye gitmek zorunda kaldı. Yaralandı, Ruslara esir düştü ve Batı Almanya’ya 1945 yılında mülteci olarak döndü.

Bruno Gröning’in savaş sırasındaki davranışlarındaki karakteristik özellik, yardım etme isteğiydi. Cephede bile silah arkadaşlarına ve sivil nüfusa yardım etmek için her fırsattan yararlanmıştır.

Bir Rus köyünde açlıktan ölmek üzere olan insanların, ordunun yiyecek deposuna girebilmelerini sağlamıştır. Tutukluyken esir arkadaşları için daha iyi kıyafetler, daha iyi yiyecek ve daha iyi barınma için mücadele etmiştir.

Boşanması ve kendisini tüm insanlığa adaması

Aralık 1945’te esaretten serbest bırakıldı, Hessen eyaletinde bulunan Dillenburg’da kendine yeni bir hayat kurdu ve ailesini yanına aldı. Ancak ikinci oğlu da vefat ettikten sonra ve karısı yardım faaliyetlerini yasaklamaya kalkışınca kendisinden boşandı. Sahip olduğu iyileştirme güçlerini tüm insanların hizmetine sunma zorunluluğu hissetti. Şöyle dedi: „Ben bireylere değil, insanlığa aitim.“

1949’un başlarında yolu Ruhr bölgesine düştü. İyileşmiş olan birkaç kişinin bunu anlatmalarından dolayı gitgide daha çok insanın dikkati Bruno Gröning’e çevrildi. Evden eve, daima kendisine ihtiyaç duyulan, hastaların kendisinden yardım rica ettiği yerlere gidiyordu. Böylece küçük bir çevrede çalışmalar yapıyordu, ta ki Mart 1949’da oğlunu ziyaret etmesi için Herfordlu bir mühendisin davetini kabul edinceye kadar.

Çocukluğu ve Gençliği

Dayak yiyen, alay edilen, yanlış anlaşılan, benimsenen - diğerlerinden farklı olan bir çocuk

Bruno Gröning wurde am 31. Mai 1906 in Danzig-Oliva als viertes von sieben Kindern geboren

Katı yürekli bir çevreden doğaya kaçış: „Burada Tanrı’yı deneyimliyordum.“

Bruno Gröning 30 Mayıs 1906’da Danzig-Olivia’da, August ve Margarethe Gröning çiftinin yedi çocuğunun dördüncüsü olarak dünyaya geldi. Anne ve babası kısa süre içinde oğullarının olağanüstü yeteneklerinin farkına vardı, örneğin tavşan ve geyik gibi ürkek olarak kabul edilen hayvanlar beklenemeyecek bir şekilde onun yanına gelir ve kendilerini hiç korkmadan sevdirirlerdi.

Bruno Gröning büyüdükçe, çevresi ona daha da yabancı göründü. Gröning, bazen evde morarıncaya kadar dayak yediğini anlatırdı. Dayağın vücudunu incitmediğini, ancak anlaşılmamış hissetmesine yol açtığını açıklardı.

Küçük Bruno, çevresindeki katı yürekliliği itici bularak doğaya sığınırdı. Bazı insanlardansa hayvanlar, ağaçlar ve çalılar kendisine daha yakın gelirdi. Sık sık saatlerce yakındaki ormanda kaybolurdu.

„Burada Tanrı‘yı deneyimliyordum. Her çalıda, her ağaçta, her hayvanda, hatta taşlarda bile. Her yerde saatlerce – ki aslında bir zaman kavramı yoktu – durup düşüncelere dalabiliyordum, ve daima tüm iç dünyamın bir sonsuzluğa doğru genişlediğini hissediyordum.“

Yaşıtlarının kaba kuvvete dayanan kavgalarına asla katılmazdı. Dolayısıyla sık sık acımasız alaylara hedef olurdu ve farklı olduğu için dövülür ve cezalandırılırdı.

İnsanlarda ve hayvanlarda memnuniyetle kabul edilen iyileşmeler

Zamanla Bruno Gröning'in, kendisini daha ileride kamu oyunun ilgi odağı haline getirecek olan bu yönü belirginleşmeye başladı: Onun huzurunda insanlar ve hayvanlar sağlıklarına kavuşuyorlardı. Özellikle Birinci Dünya Savaşı sırasında, memnuniyetle karşılandığı askeri hastaneleri sık sık ziyaret ederdi. Yaralılar, kendilerini onun yanında iyi hissederlerdi ve birçoğu sağlığına kavuşurdu. Ayrıca, hastalar, annesine haber gönderirlerdi ve küçük Bruno ile birlikte kendilerini ziyaret etmesini isterlerdi. Aile içinde ve tanıdıklar arasında çocuğun iyileştirme yeteneği memnuniyetle kabul edilirdi.

Bağımsızlık Arayışı

Bruno Gröning, biyografisinde şöyle yazar: „Henüz yürümeye başlayan küçük bir çocuk iken bile hasta insanlar benim yanımda rahatsızlıklarından özgürleşirdi, ayrıca hem çocuklar, hem de büyükler bir telaş veya bir kavga sırasında benim birkaç söz söylememle tamamen sakinleşirlerdi. Yine daha bir çocuk iken, genelde ürkek veya saldırgan olarak bilinen hayvanların benim karşımda iyi huylu ve uysal davrandıklarını tespit ettim. Ailemle olan ilişkim bu nedenle garip ve gergindi. Kısa bir süre sonra, ailem tarafından ‘yanlış anlaşılma’ hususundan uzaklaşabilmek için tam bağımsız olma arayışına girdim.“

Bruno Gröning (1906-1959)

Toplumda Tartışılan Olağanüstü Bir İnsan

Bruno Gröning in Herford1949 yılında, Bruno Gröning ismi bir gecede Alman kamuoyunun gündemine geldi. Basında, radyo yayınlarında ve haftaya bakış filmlerinde hakkında haberler çıktı. Çok geçmeden ‘Mucize Doktor’ olarak adlandırılan bu kişiyle ilgili olaylar genç cumhuriyeti heyecana boğdu. Hakkında bir sinema filmi çevrildi, bilimsel araştırma komisyonları kuruldu ve resmi makamlar, en üst düzeydeki kurullara kadar Bruno Gröning vakasıyla ilgilendi. Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinin Sosyal İşler Bakanı, Bruno Gröning’i Alternatif Tıp Kanunu‘na ihlal ettiği gerekçesiyle kovuşturdu, Bavyera Başbakanı ise, Gröning gibi “olağanüstü bir olgu”nun bazı yasal düzenlemeler nedeniyle engellenmemesi gerektiğini açıkladı. Bavyera İçişleri Bakanlığı, Gröning’in çalışmalarını ‘gönüllü sevgi çalışması‘olarak adlandırdı.

Toplumun tüm katmanlarında Bruno Gröning vakası hakkında hararetli ve ihtilaflı bir şekilde tartışıldı. Duygular, dalgalar halinde yükseliyordu. Din adamları, doktorlar, gazeteciler, hukukçular ve psikologlar: Herkes Gröning’i konuşuyordu. Onun mucizevi iyileştirmeleri, kimileri için yüce bir kudretin lütfundan kaynaklanan armağanlardı, başkaları için ise şarlatanlıktı. Fakat iyileşmelerin gerçek oluşu, tıbbi araştırmalarla kanıtlandı.

Sade Bir İşçiye Dünya Çapında İlgi

1906 yılında Danzig’de doğan ve savaştan sonra memleketinden sürgün edildiği için Batı Almanya’ya göç eden Bruno Gröning, mütevazı bir işçiydi. Hayatını çok değişik alanlarda çalışarak devam ettirmişti, başka işlerin yanı sıra marangozluk, fabrika ve liman işçiliği de yapmıştı. Şimdi, aniden halkın ilgi odağı haline gelmişti. Mucizevi iyileşmeler hakkında haberler dünya çapında yayıldı. Tüm ülkelerden hastalar, rica mektupları ve teklifler geldi. On binlerce sağlık arayan insan onun çalışma yaptığı yerlere geldi. Tıpta bir devrimin eli kulağındaydı.

Yasakların, Mahkeme Davalarının ve Açgözlü Yardımcıların Pençesinde

Fakat karşı güçler de mevcuttu. Bruno Gröning’in çalışmalarını önlemek için ellerinden geleni yaptılar. Sağlık yasaklarıyla kovuşturuldu, hakkında davalar açıldı. Çalışmalarını bir düzene koyma girişimlerin tümü başarısızlıkla sonuçlandı. Bir yandan etkili toplumsal güçler nedeniyle, diğer yandan ise yardımcılarının yetersizliği veya maddi çıkar hırslarından dolayı. Bruno Gröning, 1959 yılında Paris’te vefat ettiğinde hakkında açılmış son dava halen devam ediyordu. Dava durduruldu ve hiç bir zaman nihai bir karara bağlanmadı. Fakat bir çok soru yanıtsız kaldı.

Dokumentarfilm

Bruno Gröning-Arkadaş Çevresi’nin belgesel filmleri
Bütün dünyada birçok şehirde sinemada gösterim tarihleri

Grete Häusler Yayınevi

Grete Häusler Yayınevi: Çok çeşitli kitaplar, CD’ler, DVD’ler ve takvimler

fwd

Bilim insanları söz alıyor: Bruno Gröning’in öğretisinin ilginç yönleri